Panik atak tedavisi

Panikatak bir hastalık değil psikolojik bir bozukluktur ve panik atak tedavisi ile BİR GÜNDE kurtulabilirsiniz.

Uz.Psikolog Asım EREN - KanalTürk TV Deryanın günlüğü

Panik atağı tetikleyen negatif düşünceler nelerdir? Uzman Psikolog Asım EREN

PanikAtak Nedir? Uzman Psikolog Asım EREN

Panik atak'ın temel belirtileri nelerdir? Uzman Psikolog Asım EREN

Panik atağın altkatmanları nelerdir? Uzman Psikolog Asım EREN

Panik ataklının kişilik özellikleri nelerdir? Uzman Psikolog Asım EREN

Belgeler

Uzman Psikolog Asım EREN
Sonumut Psikolojik Hizmetler
1970 İzmit doğumludur. İlkokulu İstanbul’da, orta, lise, üniversite eğitimimi Ankara’da tamamlamıştır.
1993 yılında Hacettepe üniversitesinden mezun oldu.
10 Yıl İzmit Saraybahçe belediyesi kreş müdürlüğünde psikolog olarak çalıştı.
Son 11 yıldır İzmit ve İstanbul/Kadıköy de bulunan özel psikolojik hizmetler merkezinde panik atak tedavisi ile uğraşmaktadır.
Bir çok yerel ve ulusal kanalda psikolojik vakalarla ilgili programlara katılmış. Psikolojik sorunlar hakkında bütün halkımızı bilgilendirmeye çalışmaktadır.
İş haricinde kalan zamanda müzikle ilgilenmektedir ve amatörce UD çalmaktadır.
Duygusal bir insan olup. Özellikle yemek yemeyi çok sever. Araştırma yapmayı yeni şeyler öğrenmeyi seven Uzman Psikolog Asım EREN; endüstri psikolojisi alanında araştırmalar yapmaktadır.
Sonumut Psikolojik Hizmetler
Merkezimiz 1993 yılından beri psikolojik sorunlara çözümler üretmektedir. Binlerce insanın hayatının değişmesine vesile olduk. Son yıllarda merkezimizde, konuşma bozuklukları, vajinismus, panik atak, depresyon, obsesyon konularında yoğun çalışmaktayız. Yine merkezimizde 1993 yılından beri süregelen hipnoz çalışmalarımız devam ediyor. Bütün bu psikolojik sorunlarla ilgili hipnoz cd setlerimizi gelen danışanlarımıza veriyoruz. Merkezimize gelemeyen, sorunları olan, danışanlarımıza ücret karşılığı hipnoz cd setlerimizi gönderiyoruz. Merkezimizin İstanbul-Kadıköy, Kocaeli-İzmit olmak üzere iki yerde şubeleri bulunmaktadır. Son yıllarda psikolojik sorunlara eğilen “yaşam koçu”, “kişisel gelişim uzmanı” gibi adlar altında faaliyet yürütmeye çalışan ama ehil olmayan kişilerin çoğaldığı bir zamanda halkımıza bilimsel, faydalı, çözüme yönelik hizmet vermenin zevkini ve hazzını yaşıyoruz. Şu en çok talep gören terapimiz “ Bir seansta Panik Atak ’a son ” . Çözüm için sizi de bekliyoruz efendim. Buyurun.


Panik Atak Tedavi Tekniğimiz. Uzman Psikolog Asım EREN

01

Bize başvuran Danışanlarımıza hasta gözüyle bakmıyoruz. Bizi tercih eden danışanlarımıza misafirimiz gözü ile yaklaşıyoruz. Önce misafirimiz olursunuz sonra arkadaşımız, dostumuz… hayatımız boyunca birbirimizi ararız, sorarız.

Panik atağın en önemli ayaklarından birisi bilişsel boyutudur. Panik atak aniden başlar. Yıllarca devam eder, gider. Panik atak yaşayanların bilişsel yönüne bakacak olursanız hep negatif, olumsuz cümleler görürsünüz. “Kalp krizi geçireceğim, öleceğim, çıldıracağım, aklımı yitireceğim, bayılacağım galiba, gibi cümleler panik atak yaşayanların olağan düşünce kalıplarıdır. Şimdi diyelimki bilgisayardan word sayfasını açtınız. Oraya “ Kalbim çarpacak, kollarım uyuşacak, kusacağım” gibi cümleleri yazdınız. Sonra da yazdır tuşuna basıp yazıcıya bu metni gönderdiniz. Yazıcı size çıktı olarak neyi verir? Ne yazmışsanız onu, değil mi? İşte “kalbim çarpacak” diyen bir insanın kalbi çarpar. Çünkü düşünce neyse davranış da odur. Sistem düşünce = davranış şeklinde çalışır. Öncelikle bu negatif, olumsuz düşünce yapısını değiştirmemiz gerekir. Bunun içinde bilişsel çalışmalar yapıyoruz. Panik atak terapisini uygularken aşağıdaki aşamaları gerçekleştiriyoruz.

02

1-Farkındalık Terapisi: Panik atak yaşayan kişi neden kalbinin hızlı attığını bilmelidir. Eğer bilmezse bunu yanlış yorumlar ve atak yaşamaya devam eder. Diyelim ki öğle vakti yaklaştı. Siz yemek düşünmeye başladınız. Anında ağzınız sulanmaya başlar. Neden? Halbuki ortamda yemek yok. Yemek kokusu yok. Yemeğin görüntüsü yok. Ne oldu da sizin ağzınız sulandı? Yemeğin görüntüsü beyninize geldiği an bilinçaltınız klasik şartlanma nedeniyle hemen tükürük bezlerinize talimatı gönderiyor. “Birazdan yemek gelecek, hadi salya salgılayın” diyor. Demek ki tükürük bezleriniz düşüncenize tabiymiş. Aynı şekilde bir çok fizyolojik tepkilerde düşüncemize tabidir. Mustafa abi 48 yaşındaydı. 15 yıllık bir panik atak geçmişi vardı. Son zamanlarda evde “her3, 5 dakika sonra kalbim çarpacak” diyor, gerçekten de her 3, 5 dakika sonra kalbi gümbür gümbür çarpmaya başlıyordu. Hemen acile götürülüyordu ama bir şey olmadığı ortaya çıkıyordu. Aslında Mustafa abimiz kalbinin 3, 5 dakika sonra çarpacağını bilmiyor. Kendisi kalbine talimatı gönderiyordu. Ama bunun farkında değildi. Farkındalık terapisinde; atak anında neden kalbinizin attığını, başınızın neden döndüğünü, midenizde yanma hissinin gerçek sebebini, görmede bulanıklık, nefes almakta zorluk, ellerde, kollarda uyuşma, sık sık idrara çıkma, boğazda yumru hissi gibi fizyolojik tepkilerin gerçek sebeplerini öğreneceksiniz. Düşünce kalıplarını nasıl yanlış kullandığınızı öğreneceksiniz. Hepsinden önemlisi negatif düşüncelerinizin farkına varacaksınız. Bu aşamaya bir farkındalık aşaması diyoruz. Bu aşama çok önemli bir aşamadır.

03

2- Duygusal Boşalım teknikleri: Terapinin ikinci aşamasında ise duygusal boşalım tekniklerini öğretiyoruz. Neden duygusal boşalım? Psikolojideki en önemli kavram birikimdir. Çocukluğunuzdan itibaren yaşadığınız bütün olaylar, duygular orta beyin bölgesinde RNA moleküllerine kodlanıyor. Yani yaşadığınız her olayı bilinçaltı kovasına atıyorsunuz. Ne kadar çok olay yaşarsanız bu kova o kadar çabuk dolar. Bilinçaltı kovası ağzına kadar dolunca bir gün bir olay yaşarsınız. O olaydan sonra kriz yada atak yaşarsınız. En son olay bardağı taşıran son damla görevi görmüştür. Biz psikolojide ve psikiyatride bu taşma anına “panik atak, depresyon, obsesyon” gibi adlar veririz. Bu taşma anından sonra her olay kovayı taşırır. Düşen her damla bardağın taşmasına sebep olur. Çünkü bilinçaltı bardağı yada kovası ağzına kadar doludur. Şimdi hangi ilacı kullanırsanız kullanın, hangi hekime giderseniz gidin, hangi profesöre danışırsanız danışın bu bilinçaltı kovasını boşaltmadığınız müddetçe iyileşmezsiniz. Panik atak yada depresyon gibi psikolojik sorunlardan kurtulmak istiyorsanız bu kovayı boşaltmanız gerekir.
- Osman abi ne yapmış haberiniz var mı?
- Hayır! Hiç haberim yok, ne yapmış?
- Adam cinnet geçirmiş, hanımını kesmiş, çocuklarını doğramış, kendisi de intihar etmiş.
- Allah! Allah! Ya bunu nasıl yapar? 40 yaşında adam… Melek gibi bir adamdı…
İşte bilinçaltı kovası 40 yaşında en son yaşadığı olayla taştığı için Osman bey cinnet geçirdi. En tehlikeli şey birikimdir.
Anneniz öleli 10 yıl olmuştur. Annenizi hatırladığınızda gözleriniz dolar ve ağlarsınız. Aradan 10 sene geçmiş ve siz hala üzülüp ağlıyorsunuz. Neden acaba? Çünkü anneniz öldüğü zaman yaşadığınız üzüntü duygusu bilinçaltı kovasına aktı. Şimdi her hatırladığınızda aynı üzücü olay ve üzüntü duygusu canlanıyor ve siz onu yeniden yaşıyorsunuz. İşte bu üzüntü duygusu boşaltıldığında annenizi hatırladığınızda ağlamazsınız. Onu tebessümle yad edersiniz. Yada çocukluğunuzda yaşadığınız bir taciz olayı sizin kabusunuz ise o olayın acı veren duygularını boşalttığınızda o olay artık sizi üzmez. Sizi rahatsız etmez. Sanki başkası yaşamış gibi hissedersiniz. Duygusal boşalım teknikleri ile bilinçaltı kovasını boşaltmasını öğreneceksiniz. Bu tekniği öğrendiğinizde kaygı, korku, stres, öfke, kin, nefret gibi duyguları birkaç dakika içinde boşaltabileceksiniz. Sinirleri alınmış bir insan gibi olacaksınız.

04

3- Bilinçaltı yeniden yapılandırma tekniği (Hipnoz): Bilinçaltı bizim beynimizin harddiskidir. Bütün bilgilerin orta beyin bölgesinde RNA moleküllerine kodlandığını söylemiştim. Yaşadığımız her olay bütün detayları ile bilinçaltına kodlanıyor. Selçuk 28 yaşında panik atak yaşayan bir danışanımızdı. Atakları genelde yerden yükseğe çıktığında yaşıyordu. Arabada, apartmanın üst katlarında yaşıyordu. Yeter ki ayakları yerden kesilmesin, hemen atak başlıyordu. Gittiği hekimler kendisine vermedik ilaç kalmamıştı. Gitmediği hastane, acil servisi kalmamıştı. En çare yeşil reçeteli ilaçlar kullanıyordu. 7 yıllık bir panik atak geçmişi ve o kadar kullanılan ilaç… En son aşama bizim kliniğimize gelmişti. inancını kaybetmişti. Hem panik atak hem de depresif duygular içinde çaresizce anlamsızca çevreyi izliyordu.
- Atak anında ayaklarım havalanacakmış, baş aşağı düşecekmişim gibi geliyor. Beyin kanaması geçirip öleceğim, diye korkuyorum, diyordu. Bilinçaltı terapisine karar verdim ilk önce. Bu olayın ilk kökenini merak etmiştim. Hipnoza aldım. Derin bir transa girdi. Yaş geriletmesi, regresyon yaptım. 4-5 yaşlarına gitti. Bir gün evde babası kendini seviyor. Baba Selçuk’u haydi bugün Ankaradaki akrabamızın yanına gidiyoruz deyip uçağa binmişler. Yolda hava muhalefeti yüzünden uçakta yoğun bir türbülans, sarsıntı yaşanmış, şükür sağ salim alana inmişler. Selçuk çok korkuyor. Çığlık çığlığa ağlıyor. Aradığım ilk olaya ulaşmıştım. Panik atağın temelinin atıldığı olay buydu. Olayı yeniden yapılandırdık. Bu sallanma olayını daha farklı ve zevkli bir şekilde kendisine yeniden yaşattım. Yani bilinçaltını yeniden yapılandırdık. Eski olumsuz anıyı zevkli, neşeli başka bir anı ile değiştirdim. Seanstan çıktı. Benim kliniğim 2.katta idi. Yanıma gelirken zorla çıkmıştı yukarı. Hemen klinikten çıkıp 5.kata kadar gidip geldi. Hiçbir atak yada endişe hali yoktu üzerinde. Bu olayda kendiside şok olmuştu. 7 yıllık bir olayın bir saatlik bir bilinçaltı yapılandırma tekniği ile bitmesine hayret ediyordu.
Bu türlü ilk olayların kesinlikle bilinçaltından silinmesi gerekir. İşte bilinçaltı yeniden yapılandırma tekniği bu işe yarar. Panik atak terapisinde 6 haftalık bir hipnoz çalışmamız var. Bunu hipnoz cd seti haline getirdik ve danışanlarımıza ücretsiz veriyoruz. Evinizde, yatağınızda hipnoz zevkini yaşıyorsunuz.

Son Blog Yazılarımız

Panik Atak Hakkında Sık Sorulan Sorular

Panik atak, aniden başlayan ve zaman zaman tekrarlayan, insanı dehşet içinde bırakan yoğun sıkıntı ya da korku nöbetleri olarak tanımlanır.
- Hastaların çoğu zaman “kriz” adını verdiği bu nöbetler yani panik atak birdenbire başlar, giderek şiddetlenir ve şiddeti 10 dakika içinde en yoğun düzeye çıkar. Çoğu zaman 10-30 dakika, seyrek olarakta 1 saat kadar devam ettikten sonra kendiliğinden geçer.

Panik bozukluğu, tekrarlayan, beklenmedik panik atakları ve ataklar arasındaki zamanlarda başka panik ataklarının da olacağına ilişkin sürekli bir kaygı duyma. Panik ataklarının “kalp krizi geçirip ölme” , “kontrolünü yitirip çıldırma” yada “felç geçirme” gibi kötü sonuçlara yol açabileceği inancıyla sürekli üzüntü duyma yada ataklara ve olası kötü sonuçlarına karşı önlem alarak (işe gitmeme, spor, ev işi yapmama, bazı yiyecek yada içecekleri yiyip içmeme, yanında ilaç, su, alkol, çeşitli yiyecekler taşıma gibi ) bazı davranış değişikliklerinin görüldüğü ruhsal bir rahatsızlıktır.

İlk Atak Başlıyor:
Hiçbir neden yokken ve birden bire başlayan çarpıntı, terleme, göğüste sıkışma, nefes darlığı yada baş dönmesi, dengesizlik, fenalaşma yada baygınlık gibi belirtiler kişiyi dehşet içinde bırakır. Kişi ‘kalp krizi ‘ geçirdiğini yada felç geçirmekte olduğunu zannederek yoğun bir ‘ölüm korkusu’ ya da ‘felç olma’ korkusu yaşar.
Bazen de başında bir tuhaflık, sersemlik hissi, kendisini veya çevresini bir garip ya da değişik hissetme gibi duyguların ortaya çıkmasıyla, ‘kontrolünü kaybetmeye’ yada ‘çıldırmaya başladığını’ düşünerek kendisine yada çevresindekilere bir zarar vermekten korkmaya başlar. Hasta hemen, en yakın doktor ya da acil servise götürülür. Orada yapılan birçok muayene, çekilen film, elektrokardiyografi, tomografi ve diğer incelemelerde hiçbir şey bulunmaz. Hastanın nesi olduğu sorulduğunda doktorlar ‘hiçbir şeyi yok’ ya da ‘stresten olmuş ‘ derler. Çoğu zaman sakinleştirici bir iğne yapılarak evine gönderilir.
Ataklar Tekrarlıyor:
Bir süre sonra panik atakları tekrarlar. Hasta, her yeni atak ile aynı dehşet ve korkuyu yeniden yaşamaya ve acil servislere taşınmaya başlar. Her seferinde yeniden muayene, yeniden incelemeler yapılır ancak hiçbir şey bulunmaz. Hasta, kalbinde ya da beyninde kötü bir şey olduğuna, ancak doktorların bunu bir türlü bulamadığına inanmaya başlar. Bazen de yanlış tanı konularak hasta, antibiyotikten nefes açıcıya, çarpıntı ilacından tansiyon ve kalp ilacına, vitamine kadar değişik ilaçlarla tedavi edilmeye çalışılır, ancak bir türlü iyileşemez.
Beklenti Anksiyetesi Gelişiyor:
Ataklar tekrarlamaya devam ettikçe, hasta, ataklar arasındaki dönemde gergin, huzursuz ve endişeli bir şekilde her an yeni bir panik atağının geleceğini beklemeye başlar. Bu endişeli bekleyişe “beklenti anksiyetesi” adı verilir. Atakların çoğu zaman belirsiz zaman ve yerlerde gelmesi bu kaygıyı daha çok arttırır. Ataklar sıklaştıkça, kalp krizi geçirip ölme, felç olma ya da kontrolünü kaybedip çıldırma korkuları pekişir.
Yoğun ve Sürekli Üzüntü:
Hastalar, evde kimsenin olmadığı bir zamanda kalp krizi geçirmekten ve hastaneye ulaşamadan ölmekten ya da kontrolünü kaybederek çıldırıp intihar etmekten, kendisine ya da yakınlarına bıçak ve bu gibi bir şeyle zarar vermekten, başkalarının bulunduğu ortamlarda çılgınca ve garip davranışlarda bulunarak rezil olmaktan şiddetle korkar. Bu düşüncelerin sürekli aklına gelmesinden dolayı da yoğun bir üzüntü duyarlar.
Yoğun Davranışlar Değişiyor:
Bir süre sonra ataklara ve ataklar sırasında gerçekleşeceğine inandıkları ” felaketler” e karşı bazı önlemler almaya ve kimi davranışlarını değiştirmeye başlarlar. Ataklara neden olabileceğini düşündükleri etkinliklerden, yiyecek ve içeceklerden vazgeçerler. Ataklara karşı evden çıkarken alkol / madde/ ilaç / kullanırlar. Ataklar sırasında kullanmak üzerede yanlarında ilaç, su, yiyecek v.b. taşırlar. Ataklar sırasında olabileceklere karşı önlem alırlar. Örneğin atak sırasında kontrolünü kaybederek çocuklarına zarar vereceğine inanan hastaların önlem alarak evdeki bütün bıçakları kilit altında tuttukları, çocuklarıyla yalnız kalmamaya çalıştıkları, atak sırasında fenalaşarak kendini yitireceğinden ya da bayılacağından korkan bayan hastaların, baygınken çalınır diye takılarını yanlarına almadıkları, onu baygın bulanların yardımcı olabilmesi için evinin / eşinin / ailesinin adresini, telefon numarasını, hatta tıbbi yardım için ulaşabilmek üzere doktorunun kartvizitini taşıdıkları görülmüştür. Bu hastalar, gerektiğinde acil yardımı çabuk alabilmek için bütün günlerini hastane bahçesinde geçirmeyi ya da güzergahlarını muayenehane, eczane ve acil servis bulunan yerlerden seçmeyi tercih ederler.

Göğüs ağrisi yada göğüste sıkışma
Çarpıntı, kalbin kuvvetli yada hızlı vurması
Terleme
Nefes darlığı yada boğulur gibi olma
Soluğun kesilmesi
Baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecek yada bayılacak gibi olma
Uyuşma yada karıncalanma
Üşüme, ürperme yada ateş basması
Bulantı yada karın ağrısı
Titreme yada sarsılma
Kendini yada çevresindekileri değişmiş, tuhaf ve farklı hissetme
Kontrolünü kaybetme yada çıldırma korkusu
Ölüm korkusu
Bir panik atağıda bu belirtilerden EN AZ 4 YADA DAHA FAZLASI bulunur.
Dörtten daha az belirtinin görüldüğü ataklara ise kısıtlı panik atağı adı verilir.

Panikatak Tedavisi Hakkında En Çok Sorulan Sorular

Panik bozukluğu, tedavisi mümkün bir psikolojik sorundur. Bugün için etkinliği bilimsel araştırmalarla kanıtlanmış iki türlü tedavisi vardır.
Bunlar:
1. ilaç tedavisi
2. Bilişsel-davranışçı tedavisi
1.ilaç tedavisi:
İlaçlar, beyin sinir hücrelerindeki hormon faaliyetlerini düzenleyerek panik bozukluğunu iyileştirirler. Halen, ülkemizde bu soruna iyi gelen ilaçlar bulunmaktadır. İlaç tedavisi etkin dozda en az bir yıl sürdükten sonra, yavaş yavaş azaltılarak kesilmelidir.
2. Bilişsel-davranışçı tedavi:
Bu tedavide iki amaç vardır.
1. Hastanın, aslında tamamen ‘zararsız’ olan panik atağı belirtileri hakkındaki yanlış bilgi ve inanışlarının düzeltilmesi ve hastanın bu belirtilerle korkmadan baş edebilmesinin öğretilmesi amaçlanır.
2. ‘panik atağı gelirse’ endişesi ile, sokağa çıkma, vapur, otobüs, trene binme, kalabalık yerlere gitme gibi tek başına yapmaktan korktuğu şeylere bir plan dahilinde yeniden ‘alıştırılması’ amaçlanır.
Panik Atak için En iyi sonuç, bu iki tedavinin birlikte uygulanmasi ile alınmaktadir.
*Panik bozukluğu, kesinlikle ölüme ya da çıldırmaya veya felç olmaya yol açan bir rahatsızlık değildir.
*Doktorunuz önermedikçe korkularınız ile baş etmek için kalp, tansiyon, çarpıntı ilacı, vitamin, sakinleştirici ilaç ya da alkol kullanmayınız yada gerekir diye yanınızda taşımayınız.
*Sadece doktorunuzun önerdiği ilaç ya da ilaçları kullanınız
*İlacınızı doktorunuzun söylediği şekilde ve dozda kullanınız, o gün iyi ya da kötü oluşunuza göre dozu azaltıp arttırmayınız.
*Tamamen iyileşseniz bile doktorunuza danışmadan tedavinizi kesmeyiniz.

Panik bozukluğunun neden olduğuna ilişkin iki bilimsel açıklama vardır:
1. Panik bozukluğu, beynimizde nöron adı verilen sinir hücrelerinden salgılanan, heyecan ve duygusal yaşantılarımızı düzenleyen bazı beyin hormonlarının düzensiz çalışması sonucu oluşmaktadır.
2. Panik bozukluğu, günlük yaşantımızda yaptığımız bazı davranışlarımızın sonucunda ortaya çıkan ve tamamen ‘doğal ve zararsız’ olan çarpıntı, terleme, nefes sıkışıklığı ya da baş dönmesi gibi bedensel belirtilerin, hasta tarafından kötü bir hastalığın belirtileri olarak değerlendirilmesi ve bunun sonucunda da ‘kalp krizi geçiriyorum, öleceğim’ ,’çıldırıyorum’ ‘felç olacağım’ şeklinde yanlış yorumlanması sonucu ile oluşur.

Panik bozukluğu psikiyatrist ve psikologlar tarafından iyi bilinen ve çok sık görülen bir rahatsızlıktır. Öyle ki, toplum içinde herhangi 100 kişinin yaklaşık 3-4' ü bu sorunu ya daha önce geçirmiştir ya da halen bu problemi yaşamaktadır.
Her yaşta başlayabilmekle birlikte en sık 20-35 yaşları arasında başlar.
Kadınlarda, erkeklere göre 2-3 kat fazla görülür.

Hastaların %60' ından fazlası, atakların geleceği yer ve durumlardan kaçınmaya başlarlar. Yalnız başına evde kalamaz, sokağa yalnız çıkamaz, otobüs, vapur, deniz otobüsü gibi taşıt araçlarına, asansöre binemez, dar sokak yada köprülerden geçemez, Pazar yeri, büyük mağazalar gibi kalabalık yerlere giremez olurlar. Bazen de, ancak yanlarında birisi ile yoğun bir endişe ve rahatsızlık duyarak bu tür yerlere gidebilirler.

ÜST